• Kadim Şehir Bağdat – Dünyanın Eski Başkenti 2

    Volume 2 – İnsanlar Bağdat; gece otel odasından bakıldığında tarihten bu yana bereket timsali olarak görülmüş ve Türkiye topraklarından başlayarak uzunca bir yol kat eden Dicle Nehri’nin (Tigris) iki yanına kurulmuş, ışıl ışıl bir kent. Yerli halkın bereket timsali bu nehirden Bağdat seyahatimden yalnızca birkaç yıl öncesine kadar cansız bedenler topladıklarını anlatmaları ise gerçekten trajik. Kentte bulunan yüksek yapılar birkaç büyük otel ve genellikle harabeye dönmüş, tekrar imar edilmeye çalışılan Bakanlık binalarından ibaret. Bu büyük yapılara yerli halkın pek de yaklaştığını göremiyorsunuz. Adeta izole yapı adaları haline gelmiş bu yapılar. Kentin en izole parçası ise; tabiî ki de Amerikan askerleri ve diğer uluslar arası temsilcilerin yaşadığı ‘Green Zone’ olarak adlandırılmış…

  • Kadim Şehir Bağdat – Dünyanın Eski Başkenti

    Volume 1 – Bağdat’ı Görmek İkinci Körfez Savaşının etkileri neredeyse tamamen canlı, bombalama, ve yer yer çatışma haberleri sürerken yolumuz düştü Bağdat’a, 2010 yılının hemen başında. İstanbul’dan yola çıktığınızda bir Avrupa kenti ya da Uzak Doğuda bir tatil cennetine gidiyormuş gibi hissetmediğiniz kesin. Bu garip ürkme hali, Bağdat’da uçağın kapılarının açıldığı ana kadar devam ediyor ve havalimanı terminal binasında bu ürkme halinde mutlak bir artış hissediyorsunuz birden bire özellikle de terminal binasındaki onlarca Amerikan askeri üniforması giymiş esmer Arap askerleri gördüğünüzde. Arap ülkelerine has olduğunu düşündüren günlük kaotik yaşam biçimine bir de bu eklenince kesinlikle korkuyorsunuz. Bütün bu karmaşık ruh hali yetmiyormuş gibi bir de yola birlikte çıktığınız yol arkadaşınızın…

  • Van Gölü Ekspresi

    2011 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü’ne değer bulunan M. Özgür Mutlu, öykülerindeki kurguyla ve karakter çeşitliliğiyle dikkat çeken genç bir yazar. Okuru hemen kavrayan kıvrak bir dil kullanarak, masa başından değil, olay yerinden sesleniyor.   http://mozgurmutlu.wordpress.com/van-golu-ekspresi/  

  • Ağva – Şile 2012

    Aylardan Şubat… 2012 yılının çetin geçen kışına inat, kısa bir haftasonu soluklanması için Ağva’yı gözümüze kestiriyoruz. Şanslıyız ki kar biz yoldayken etkili değil, hatta o haftasonu ortadan kayboluyor. Ağva’ya gidiş için muhtelif yollar mevcut. Biz kendi arabamızla İstanbul-Şile üzerinden gidiyoruz. Şile’den Ağva’ya gitmek için bir kıyı yolu da var. Biz onu değil de, iç taraftan giden yolu tercih ediyoruz. Dönüşte ise diğer yolu kullanacağız. Yol Ağva’ya yaklaştıkça biraz kötüleşiyor, virajlı dar bir yola dönüşüyor. Ama manzara muazzam. Şubat ayında olmamıza rağmen yeşilin tonlarıyla başbaşa bir yolculuk yapıyoruz. Dolayısıyla daha Ağva’ya giderken doğanın tadını çıkarmaya başlıyoruz. Ağva’nın hemen dışında oteller başlıyor. Sahile paralel giden yol üzerinde de birçok otel mevcut. Ama…

  • Paris

    Paris St. Cloud Harita lazım biz plancılara, ya da kağıt kalem en azından; kendi soyutlanmış haritamızı üretir, üzerinden anlatırız. Çizeriz bir yandan anlatırken, rahat durmayız. Hiçbiri yoksa bile, ellerimizi kullanıp tarif ederiz artık her ne anlatıyorsak… St. Cloud, Eyfel Kulesinden bir doğru çizin batı yönüne tam 6 km. Paris’in hafif dışı yani. Ankara ile karşılaştırırsak, yaklaşık Ümitköy-Çayyolu gibi bir yerleşim. Kentin dışında, yeşili bol, yoğunluğu düşük, ulaşım bağlantıları güçlü, erişimi kolay ve rahat yaşanır bir bölgesi Paris’in. Dorukların evinde sabah uyandığımızda, Balkız ile karşılaştık. Balkız, eve geçen yıl katılan yeni bireyi henüz tam yorumlayamamış. Bir şey var evde ama, henüz yerde sürünüyor; ara sıra birşeylere (birilerine veya bir yerlere) tutunup…

  • Trabzon Gezisi – Aralık 2011

    Aralık ayı başında bir haftasonu Trabzon’daydık. Trabzon merkezde hava o tarih için şaşırtıcı derecede güzeldi. İlk olarak Uzungöl’e gitmek istiyorduk. Ve Uzungöl’e gitmek için yola çıktığımızda, minibüs ilerledikçe anladık kış ayında olduğumuzu… Uzungöl yolu gerçekten çok şaşırtıcı ve enfes manzaralarla dolu… Kış olmasına rağmen yeşilin onlarca çeşidini görebiliyorsunuz. Uzungöl’e yaklaştıkça manzara daha da güzelleşiyor. Bir taraftan akan dere ve pınarlar, bir yandan heybetli dağlar ve üzerindeki orman, bakmaya doyamıyorsunuz. Bir de Karadeniz insanına hayret etmeden duramıyorsunuz, o sarp dağların en olmadık yerlerine nasıl ev yapmışlar diye… O evlere nasıl çıkılır, oralarda nasıl hayat sürülür ben çözemedim ama görüntü karşısında tüylerim ürperdi… Ve Uzungöl… Gerçekten muhteşem bir yer… Uzungöl’ün her mevsim…

  • Temmuz 2010 Karadeniz…

    Temmuz 2010 Karadeniz… Birkaç ay öncesinden ailece planladığımız Karadeniz gezisini gerçekleştirmek üzere 2010 Temmuz’unda çıkıyoruz yola…Karadeniz’de neredeyse her günün yağmurlu geçeceğini bildiğimizden, bütün kazakları, hırkaları valizlere doldurmayı da ihmal etmiyoruz. Ankara’nın bozkırından uzak, huzurlu, bol oksijenli iki hafta bekliyor bizi ailece.. Planımız; önce Trabzon’da Sümela Manastırı’nı gezmek, ardından sahil yolunu takip ederek ver elini Rize… Asıl amaç; yıllardır gidemediğimiz köyümüzü ziyaret etmek ve tabi ki kafa dinlemek.. Rize’deki köy evimizde geçirmeyi planlıyoruz 2 haftayı.. Yaklaşık 900 km yol kat etmemiz gerekiyor bunun için, ama günlerce yaşayacağımız huzuru düşününce bu mesafe gözümüzde hiç de büyümüyor.. Biz arabayla gitmeyi tercih ettik, ancak farklı alternatifler mevcut tabi..Ankara’dan Trabzon’a uçakla yaklaşık 1 saate gidebilir,…

  • Portekiz Gezim…

    Yakın zamanda yaptığım Portekiz gezim 2011.. 18 Kasım öğlen 12 de Porto Havaalanına indik. İner inmez başlayan yağmur pek de hoş bir başlangıç olmadı. Gezi planımız 18 Kasım Cuma Porto, 19-20 Kasım Cumartesi, Pazar Lizbon. Havaalanından otobüsle Porto merkeze 20 dakikadan fazla sürmüyor. Porto’da Yes! Porto isimli bir hostelde kaldık. Portekize seyahat etmeyi düşünen ve uygun fiyatlı bir yer arayan herkese şiddetle tavsiye edebileceğim bir hostel. Öncelikle hostel Porto’nun merkezinde yer alıyor, çalışanlar son derece sıcakkanlı, yardımsever. Hostel yeni yapılmış, odalar duşlar tertemiz. Lobisinde bedava internet hizmeti sunuyor, hatta her akşam parti veriyorlar ve bedava shot var:) Ayrıca bir gece için 11 pound ödedik ki hiç de fena değil. Aynı…

  • İstanbul-34 saat.. Bayram Boşluğu

    Bayramın ilk günü sabahı, Ankara’da erken yola düşmemize rağmen hayatımda görmediğim kadar yoğun bir araç trafiği, Esenboğa yönüne. Zar zor yakalayabildik uçağı. Uçağın yarısı boş, giden gitmiş.. Sabiha Gökçen Havaalanına indik, kapıda bekleyen otobüslerden kalkmaya hazır olanına atladık ve 40 dakika sonra Taksim Meydan’daydık. Ankara’nın aksine, bomboş bir Taksim/İstiklal.. Bomboş değil aslında, tüm Müslüman Arap dünyası oradaydı sanırım. Çok iyi bir otel tercihi yapmışız: Stories-Apart. İstiklal üzerindeki Sadri Alışık Sokakta, oldukça eski bir yapı alınıp restore edilerek üretilmiş bir butik otel (çünkü tam otelin karşısında yapılmamışı vardı ve gerçekten eski ve dökük bir yapıydı). Toplam 14 minik odası var. Mimarisi de çok hoş, araştıramadım ama sanırım İtalyan veya Alman olmalı.…

  • Milano Heykel Mezarlığı

    Merhaba, Ben deyim milattan 60000 yıl, siz deyin 80000 yıl önce. Irak’da Shanidar mağarası. Bir Neandertal insanı ölüyor. Hısım akrabaları gömüyorlar toprağa. Niye bilinmiyor ki aslında yas tutmak için olduğu belli, ölünün yattığı yere bir avuç çiçek bırakıyorlar. (http://en.wikipedia.org/wiki/Shanidar_Cave adresindeki makaleye göre polen analizinden çıkan sonuç böyle diyor). Vücudu yanıbaşlarında ama kendisi nereye gitti bilen yok. Dinlerin bize anlattıkları olmasa, bunca yıl geçti hala nereye gittilerini bilen yok aslında. Mezar fikri de, bu bilinmezlikle yaşamak yerine, “toprak altındakiler bir yere gitmedi işte burada” demek için çıkmıştır heralde. Belki de beraber yaşamaya doyamamanın verdiği hüzün yüzünden cansız bedene ödül verme isteğinden çıkmıştır.