tiflis2
Dünyadan,  Gezi

Tiflis – İkinci Gezi Notları

İyi de, ilk gezi yazısı nerede?

İşte burada -> https://e-yazi.com/tiflis-gezi-notlari-1/

İlk gezimizi nisan ayının ilk yarısında yapmıştık (bkz: Gezi Notları 1). İkinci gezi ise ekim sonu–kasım başına denk geldi. Hava bu dönemde biraz serin oluyor; ancak yine de rahat kıyafetlerle şehir hayatı sorunsuz şekilde sürdürülebiliyor.

Bu kez daha az yürümeyi, daha çok kentin çeperlerini görmeyi ve olmazsa olmazımız “yaşasın yemek” diyerek Tiflis’e gitmeyi tercih ettik.

Sınır, ulaşım ve tren meselesi

Batum sınır kapısından geçtikten sonra önemli bir not: Kapıdan çıkar çıkmaz ya da yol kenarındaki kişilerle asla pazarlık yapmadan taksiye binmeyin. Hatta biraz ilerleyip çıkışa yakın taksileri bulun; çok daha sağlıklı oluyor. Aynı şekilde sınırda veya yol üzerindeki kişilerle döviz bozdurmamakta fayda var hem ekonomik değil hem eksik verme işleri olabiliyor. Bu iş için Hopa çok daha güvenilir.

Kapıdan yaklaşık 40 dakika önce çıkış yaparsanız, koşturmadan taksiyle tren istasyonuna ulaşıp rahatça treninize yetişebilirsiniz.

Bu sefer 35 euro olan tren biletlerini alarak devam ettik. Açıkçası daha pahalı seçeneklerle hissedilir bir fark yoktu. Bilet alırken iki site karşınıza çıkıyor: gr.com ve tre.ge. Ben genellikle “.com” uzantılı olanı tercih ediyorum; resmi site gibi duruyor ama açıkçası hâlâ tam emin değilim. Biletlerin çıktısını alıyorum; ancak telefondan göstermek de yeterli oluyor. Zaten trene binerken listelerde isimler kontrol ediliyor.

Konaklama ve şehir içi pratikler

Her gidişimizde farklı bir bölgede kalmayı seviyoruz. Daha önce Avlabari tarafında kalmıştık; bu sefer tren garı çevresini tercih ettik. Böylece metroya binme ihtiyacı ortadan kalktı.

Son gün sabah daireden çıkınca, tren garını karşınıza aldığınızda sol tarafta kalan, gara girmeden yan yoldaki emanet deposuna (basit bir konteyner) valizleri bıraktık. Oldukça pratikti.

Günübirlik turlar

Bu gezide iki günü Booking üzerinden aldığımız günübirlik turlara ayırdık.

İlk turda Jvari Manastırı, Svetitskhoveli Katedrali, Uplistsikhe Mağara Kenti ve Gori’yi gezdik. Jvari Manastırı ve Svetitskhoveli oldukça eski ve tarihsel açıdan önemli yapılar. Eski başkent Mtskheta bu turun en güçlü duraklarından biri. Mağara kent bizi çok açmadı. Gori’nin asıl meselesi ise Stalin ve müzesi. Müzenin bir bölümü artık “utanç müzesi” olarak düzenlenmiş; özellikle 2008 Rusya savaşı sonrası bu bakış daha da belirginleşmiş. Stalin’e özel ilginiz yoksa çok keyifli bir durak sayılmaz.

İkinci tur Ananuri – Gergeti – Kazbegi hattındaydı. Gergeti Manastırı, konumu ve manzarasıyla kesinlikle görülmeye değer. Kazbegi Dağı da turun en güçlü görsel unsuru. Uzun vadede kış etkinlikleri için düşündüğümüz Gudauri’nin yanından geçtik; Gudauri ayrı bir yazı konusu olacak. Tur sırasında Gürcü-Rus Dostluk Anıtı (artık pek kimsenin dost saymadığı), kale, 300 savaşçı anıtı, kentin içme suyunun geldiği baraj ve chacha–şarap tadımları vardı. Genel olarak ilk tura göre daha keyifliydi.

Şehir içi geziler

Chronicles of Georgia ilginç bir çalışma; ancak figürlerin kim olduğu, anlatıların neye referans verdiği gibi konular biraz yorucu olabiliyor. Yazıları çevirtmek, anlamlandırmak zaman alıyor.

Bu alana giderken içinden geçtiğimiz ve uğradığımız Tiflis’in en büyük mezarlığı da görülmeye değer. Tiflis Denizi’nin aynı zamanda bir içme suyu havzası olduğu düşünülürse mezarlığın konumu tartışmalı; ancak mekânın kendisi etkileyici.

Yemek meselesi

Yemek konusunda bu sefer önceki gezilerimizden sadece Klike Khinkali’ye uğradık. Onun dışında neredeyse ne varsa gezip yedik: Barbarestan, Rigi, Stamba, Mapshalia, Honore, Varazi…

Rigi’ye iki kez gittik, rezervasyona gerek kalmadı; genel olarak memnun kaldık.
Stamba Hotel’in restoranı çok güzel; otelin kendisi ise bana göre gereksiz pahalı. Kim neden orada kalır bilmiyorum ama restoran için rezervasyon gerekebilir.
Honore hakkında rahatsız olan müşteriler olduğunu duymuştuk; biz iyi bir deneyim yaşadık, yemekler lezzetliydi.
Varazi, ayak altında olmayan, çeperde kalan bir yer; sessiz, sakin ve menüsü oldukça geniş.
Barbarestan ise en ilginç mekânlardan biri. Yaklaşık 100 yıllık bir defterden çıkarılan tariflerle hazırlanmış yemekler, ambiyans ve lezzet açısından listenin zirvesinde. Aynı zamanda en pahalı yer. Her gün gidilmez ama özel günler için kesinlikle tercih edilir.

Tiflis eski kent dokusu ve sert bakan gürcülere rağmen nedense güvenli hissettiriyor. Şimdiye kadar bir sıkıntı yaşamadık. Ama kent merkezinden uzaklaştıkça İngilizce bilme oranı çok azalıyor. Kişilerle iletişimde hep zorlandık. Ama gezmelere yürümelere doyamadığımız bir kent. Gene gideceğiz keşfettikçe