e-Yazi

Facebook ile Abone Ol

Facebook'da Tavsiye Et

Haftasonu Sapanca

Sapanca, Ankara - İstanbul Otoyolu üzerinde. Ankara'dan 3,5 saat, İstanbul'dan 1,5 saat uzaklıkta.
Sapanca Gölü kenarında ya da Sapanca Gölü Sapanca'nın kenarında.
 
Ankara ve İstanbul'a hem yakınlığı hem uzaklığı sayesinde bolca misafiri haftasonu alıyor. Bu yüzden tüm oteller cuma ve cumartesi günleri diğer günlerin iki katı fiyatında.
Sapanca'da afilli spa oteller, butik oteller ve  pansiyonlar diye genelleyebileceğim oteller var.
 
Sapanca Gölü, Abant, Gölcük, Eymir gibi etrafında yürünebilecek durumda değil. Zaten çok büyük. Ama göl kenarı tamamen halka açılmak yerine hemen göl kenarında tesislere açılmış.
Sadece burası bana yetmez diyenlere Maşukiye ve Kartepe'ye çıkan yol boyu tesisler ve Kartepe'yi öneririm.
Sapanca Gölü'nün tümünü de hem yukarıdan görmüş olursunuz.
 
 

Uçağı terk etmek- SKYDIVE EFES/SELÇUK

Ben ve Selçuk gaza gelip uçalım dedik ve İzmir Selçuk ilçesinde ki SKYDİVE EFES’i (ülkedeki tek paraşüt okulu) gözümüze kestirdik. Hemen kendileri ile iletişime geçtik. Sene içinde sayısı değişmekle birlikte 15 e yakın kurs açıyorlar kursların süresi 10-14 gün civarında ama değişkenlik gösterebiliyor. Bu kursun haricinde Skydive EFES’te sadece tek seferlik tandem atlayışı yapmak, sertifikanız varsa imkanlarından faydalanıp atlamakta mümkün.
 
Kursa katılmak için 5 doktordan imzalı UÇUS VE ATLAYISA ELVERISLIDIR ibareli sağlık raporu(50-60 lira), 6 foto, nüfus cüzdanı fotokopisi yeterli. Kurs HSD başlangıç kursu diye geçiyor(yer eğitimi, tandem atlayış, 2 eğitmenle 3 atlayış ve kamera çekimi dahil) 2000 lira bir kurs ücreti var.  Uygun tarihe rezervasyon yaptırıp(hızlı doluyor elinizi çabuk tutun/rezervasyon grupları 3 kişilik oluyor.) kurs ücretinin yarısını erkenden ödedik ve eylül ayını bekledik. Gitmeden önce Selçuk kent merkezinde bulunan misafirhaneden yerimizi ayırttık. Eylül ayında kalan taksiti de ödeyip kıvama geldik.
 
Uçakla gelmek isteyenler onur air ya da atlas jeti kullanırlarsa daha uygun olabilir. Kendi servisleri var Selçuk ilçe merkezine getiren. İzmir havalimanından Selçuk’a giden trenlerle ulaşım sağlanabilir. Biz Anadolu jet kalitesi! ile uçtuğumuzdan (ucuz bulunca bakmamıştım açıkçası diğerlerine:S) treni tercih ettik. Tavsiyem Selçuk ilçesine otobüsle gelmek ve gelirken aracın bagajına bisikletinizi atmanızdır. İlçe merkezi ile atlayışları yapacağınız havaalanı arası 3 km, deniz vs 10 km başka yerlere gitmek isterseniz en kralı 50km:D yani bisiklet candır.  Trene gitmek için 600 metre belki biraz fazla yol var tek yön 4,5 lira. Tren dolu geldiği için sağda solda yere oturup Selçuk ilçe merkezine geldik. Misafirhane THK aracılığı ile gelenler için kişi başı 25 lira 2 kişilik oda rahat sıkıntısı yok. Bina giriş anahtarı ile birlikte tutuyorsunuz odayı kafanıza göre takılıyorsunuz sonrasında. Selçuk havaalanı için servisler tam otogarın oradan havaalanı yolu kavşağın tarafından kalkıyor. Minibüsle gitmek isteyen 2,5 lira ama ana yoldan inip yürümeniz lazım.
 
Foto 1: Selçuk ilçe merkezi, havaalanı ve efes tarihi kentinin konumlanışı
alt
 

BigChefs Studio Bilkent - Ankara

Bilkent Real otoparkının bir kısmını süper hızlı bir çalışmayla restorana dönüştürdüler. Bu kadar hızlı ilerlediğine göre afilli birşeyler geliyor demiştim içimden.
BigChefsmiş.
Çayyolu, Çukurambar, Kavaklıdere'den sonra Ankara'da 4. şube oldu sanırım.
Haziran günü hafta içi iş çıkışı dışarıda yer yok. Çok da manzarası yok hadi içeri oturalım dedik.
 
 

Ağva - Şile 2012

Aylardan Şubat... 2012 yılının çetin geçen kışına inat, kısa bir haftasonu soluklanması için Ağva’yı gözümüze kestiriyoruz. Şanslıyız ki kar biz yoldayken etkili değil, hatta o haftasonu ortadan kayboluyor.
Ağva’ya gidiş için muhtelif yollar mevcut. Biz kendi arabamızla İstanbul-Şile üzerinden gidiyoruz. Şile’den Ağva’ya gitmek için bir kıyı yolu da var. Biz onu değil de, iç taraftan giden yolu tercih ediyoruz. Dönüşte ise diğer yolu kullanacağız.
 
 
Yol Ağva’ya yaklaştıkça biraz kötüleşiyor, virajlı dar bir yola dönüşüyor. Ama manzara muazzam. Şubat ayında olmamıza rağmen yeşilin tonlarıyla başbaşa bir yolculuk yapıyoruz. Dolayısıyla daha Ağva’ya giderken doğanın tadını çıkarmaya başlıyoruz.
Ağva’nın hemen dışında oteller başlıyor. Sahile paralel giden yol üzerinde de birçok otel mevcut. Ama asıl Ağva’nın içinden geçen dere kenarına konuçlanmış sağlı-sollu oteller ve restorantlar çok ilgi çekici. Bu otellerde dere kenarında oturup yiyip-içebilir, dinlenebilir, okuyabilir vb., kısacası bütün bir gününüzü geçirebilirsiniz. Ağva küçük, şirin bir kasaba. Kış ayında olmanın farkıyla sessizlik, dinginlik ve kendi halindelik de ekleniyor bunlara. Öyle ki kaldığımız otel sadece bize çalışıyor, eminim diğer oteller de durum çok farklı değil. Bu da daha samimi bir ortam bulmamızı sağlıyor.
 
 
Ağva’da derenin kıyısındaki mekanlarda tüm günü geçirmek mümkün. Bu mekanlar bahar ve yaz aylarında çok kalabalık ve canlı oluyordur diye tahmin ediyorum. Biz de bir süre bu mekanların birinde zaman geçiriyor ve derenin etrafındaki yollarda yürüyüşe başlıyoruz. Oradan sahil tarfına geçiyor ve biraz da sahil kıyısı ile iskelede yürüyüş yapıyoruz. Ağva yakınlarında genellikle taksi ile gidilen, ilginç mağaraların olduğunu öğreniyoruz ama biz gitmeyi tercih etmiyoruz. Ağva bir haftasonu dinlencesi için çok uygun bir yer. Kendimizi dinliyor, stres atıyoruz.
 
 
Yemek için iskelede küçük hatta salaş da sayılabilecek bir balık restorant keşfediyoruz. Burayı o kadar seviyoruz ki iki akşam yemeğini de burada yiyoruz. Gerçekten çok samimi bir ortam var, mezeler de balıklar da kusursuza yakın. (Adı sanırım liman restoranttı ama yanılıyor da olabilirim. Zaten yakınlarında başka restorant yok, bulmak sorun olmayacaktır.)
 
 
Ve dönüş... Dönüş için daha önce gözümüze kestirdiğimiz Ağva-Şile Sahil Yolu’na çıkıyoruz. Bu yol da diğer yol gibi çok iyi sayılmaz. Denizi yanımıza alıp, İstanbul’un halen şehirleşmemiş nadir köylerinin içinden geçerek Şile’ye varıyoruz.
 
 
 
Gezmek için çok vaktimiz yok Şile’de... Kısa bir tur yapıyoruz. Önce Deniz Feneri’ne çıkıyor, sonra iskelede kısa bir yürüyüş yapıyoruz. Şile’yi bir de yazın görmeye karar vererek Şile’den ayrılıyoruz.

Hacettepe Park Restaurant - Ankara

Park Restaurant, Hacettepe Hastanesi 5 no'lu otopark içinde. Hastaneye Sıhhiye yönünden Adnan Saygun Caddesi'nden ve Dikimevi yönünden Trafik Amirliği'nde iki giriş var. 
 

Titanic Business Hotel - İstanbul

Bi ufak işim vardı İstanbul'da. Bir gece kaldım. Satış departmanından arkadaşım bizi otele bırakırken sizi çölde bir vahaya götürüyorum dedi. Muhteşem bir tabir oldu. Etrafta memleketim yapılaşması, çöp ayrıştıran emekçiler derken 500 metreden, çatısında adı okunacak şekilde göründü Titanik Hotel.

Belki komik gelecek ama bence bir otelin afillilik ölçüsü kulak temizleme çubuğu ve kokulu sabunlarıdır. Bunlar varsa gerisini boşverin güzeldir o otel güzel.

Sayfa 10 / 17