e-Yazi

Facebook ile Abone Ol

Facebook'da Tavsiye Et

Le Chateau Lambousa Otel - Lapta - Kıbrıs

Eylül 2014'de Kurban Bayramı'nı Kıbrıs'da Le Chateau Otel'de geçirdik.
Otel, Girne yakınlarında Lapta bölgesinde. Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Kıbrıs'da da ulaşım sıkıntılı.
Havalalanından taksi ile direk ulaşılabilir ya da bir şekilde Girne'ye ulaşıp, oradan dolmuşla otele gidilebilir.
Kıbrıs konusunda detaylı yazımı yakında yayımlayacağım...
 
Otelde bu aralar sıkça karşılaştığım parayı önden vereceksiniz tribiyle burada da karşılaştım. Atarımı yaptım. Sert konuştum, pislik yaptım. Mükemmel karşılık verdiler. Bence hizmet, temizlik, yemek menüsü gayet başarılıydı. Bi daha gelinir lan buraya diyerek ayrıldık. Tek sıkıntı denize ulaşım ve deniz kenarındaki malum işletme. Anlatıcam onları az sabır.
 
Önce Otel'in anlamına geleyim; Le Chateau Lambousa, Lambousa'nın şatosu demekmiş.
Otelde bolca orta çağ konulu zırhlar, atlar, silahlarla ilgili resim, biblo duvar kağıdı mevcut.
Zaten resepsiyon bölümü ve ana binanın dış mimarisi Avrupa orta çağ kale ve şato görüntüsünde.
Ana bina dışında bungalov dedikleri ama betonarme iki katlı odalar var.
Resepsiyonun hemen karşısında The North Shield Pub var. İçkinizi odanıza yazıyorlar. İşletmecileri İngiliz. Tam Kıbrıs style, İngilizler bir şekilde terketmiyorlar, ama pub ama kumarhane ortaklığı bir şekilde ajanlıklarına devam ediyorlar.
 

Belgrad - Sırbistan - 2014

 
Belgrad’a 3 günlük (gidiş-geliş dahil) bir gezi planlıyor ve Mayıs ayında bir Cumartesi sabahı Sabiha Gökçen’den Nikola Tesla Havaalanı’na uçuyoruz. Sırbistan’a vize uygulaması olmaması çok büyük bir avantaj, bu geziyi planlarken Belgrad’ın doğal ve tarihi güzellikleri kadar tercih sebeplerimizden biri de bu oluyor.
Sırbistan’ın para birimi Sırp Dinarı (1 TL yaklaşık 40 Sırp Dinarı) ve Türkiye’de bulmak mümkün olmuyor. Uçaktan inince ilk işimiz havaalanındaki döviz bürosundan yanımızda getirdiğimiz Eurolarla Sırp Dinarı almak oluyor. Ancak muhtemelen burada pahalı olacağı için sadece otele götürecek miktarda alıyoruz (şehir merkezinde döviz bürosu bulmak hiç sıkıntı olmuyor, ve tabii daha ucuz). Havaalanı şehir merkezine yakın bir yerde değil, bu nedenle otobüs ya da taksiye binmemiz gerekiyor. Turist olduğumuzu anlayan taksiciler hemen pazarlığa başlıyor ama otobüs çok daha ucuz, acelemiz de yok. Üstelik otelimizin çok yakınından geçiyor. Otobüse biniyor ve yaklaşık 30 dakikalık bir yolculuk sonrası otelin olduğu Savamala bölgesindeki durağa varıyoruz.
Otel (City Hotel Belgrade) , gayet merkezi bir yerde. Gezerken çokça kullanacağımız tramvay ve otobüs duraklarının çok yakınında. Ayrıca şehirler ve uluslararası tren garının hemen karşısında. (Zaten bu oteli çok merkezi bir yerde olmasından dolayı seçmiştik ve tüm gezi boyunca gayet memnun kaldık)  Odaya valizlerimizi bırakıp yerleştikten sonra hemen gezmeye başlıyoruz. İlk hedefimiz Kalemegdan.
 
Kalemegdan
Haritadan çok da uzak olmadığını anladığımız Kalemegdan’a yürüyerek gitmeye karar veriyoruz. Böylelikle Savamala bölgesini ve sokaklarını biraz daha yakından görme fırsatımız olacak. Sava Irmağı’nın kıyısındaki cadde ve sokakların üzerinden 15-20 dakikalık bir yürüyüş sonrası Kalemegdan’a varıyoruz. Kalemegdan (Kalemeydan) isminden anlaşılacağı üzere Osmanlılar döneminden kalmış ve Belgrad Kalesi surlarının içinde kalan bölgesine verilen bir isim. Kalenin içinde Osmanlı’dan izler sıklıkla görülüyor. Damat Ali Paşa Türbesi’ni, Sokollu Mehmet Paşa çeşmesini ve Stambol (İstanbul) Kapısı’nı görüyor ve geziyoruz. Kalenin içinde birçok tarihi izin yanı sıra, güzel yeşil alanlar, heykeller ve müzeler mevcut. Ayrıca kale tam olarak Tuna ve Sava Irmakları’nın kesiştiği noktanın kıyısına kurulduğundan çok güzel manzaraları yukarıdan izlemek mümkün oluyor.
 
Kalemegdan - Stambol (İstanbul) Kapısı

Trakya’da Bir Başkent - Edirne

Edirne, en merak ettiğim kentlerden biriydi ve bir hafta sonu fırsatı yaratıp Edirne’ye gezmeye gittik. Ankara’dan sabah uçuşuyla Çorlu’daki havaalanına yaklaşık 1 saatte uçtuktan sonra, Anadolu Jet’e ait ücretsiz servisle yaklaşık 2 saatte Edirne’ye ulaştık. (Bu ücretsiz servis hizmetinden açıkçası haberimiz yoktu, planımız otogarda otobüsle Edirne’ye gitmekti. Bu durum bizim için çok hoş bir sürpriz oldu ve gidişte de dönüşte de büyük kolaylık sağladı.)
 
Mart ayında olduğumuz için hava kapalı ve biraz pusluydu, ama öyle soğuk da sayılmazdı. En azından yağmura yakalanmadık diyerek gezmeye kentin simgesi olan ve Mimar Sinan’ın ustalık eseri saydığı Selimiye Camisi’nden başladık. Caminin içi de dışı da mimari olarak çok etkileyiciydi, özellikle caminin yüksek kubbesine hayran kalmamak elde değil. Caminin iç kısmının ortasındaki mermer çeşme, minberi, mihrabı ve iç avluyu da hayranlıkla geziyoruz. Daha sonra caminin yanında bulunan Selimiye Vakıf Müzesi’ni ve tarihi Camii çarşısını da hızlıca ziyaret ediyoruz.
 
 
Selimiye Camii

Anadolu’nun Ortasında Bir Şehzadeler Şehri - Amasya

Bir hafta sonu gezisi için Amasya’yı kestirdik gözümüze. Cumartesi sabah erken saatlerde yola çıktık arabayla ve Ankara’dan 3,5-4 saatte öğlen olmadan Amasya’daydık.
 
Açıkçası bu kadar güzel bir kentle karşılaşacağımızı beklemiyordum. Tarih deseniz binlerce yıl geriye giden eserler; doğal güzellik deseniz boz & yeşil sarp yamaçlar ve arasından kıvrılan Yeşilırmak; şehircilik deseniz ırmak boyu yan yana dizilmiş enfes konaklar , köprüler, çevre düzeni ve enfes ışıklandırma… Mutlaka görülmesi gereken bir kent gerçekten…
 
Amasya’nın tarihi çok eskilere dayanıyor. Kent MÖ 3200 yıllardan günümüze Hitit, Frig, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluklarının önemli bir yerleşimi olmuş. Ve günümüzde de hemen hemen tüm bu uygarlıkların tarihi eser ve izlerini şehirde görmek mümkün.
 
Amasya’ya Çorum yönünden gelirken girişte Ferhat & Şirin Parkı ve Aşıklar Evi karşınıza çıkıyor. Burası Ferhat’ın Şirin için dağları deldiği yermiş efsaneye göre. Hatta Ferhat’ın dağı delerek oluşturduğu söylenen kanalları görebiliyorsunuz. Aşıklar Evi’ni gezmedik ama burada çok da bir şey yok, 15 dakikanızı ayırabilirsiniz.
 
Şehir, iki taraftan sarp dağ ve kayalıkların çevrelendiği ve Yeşilırmak’ın geçtiği vadi içine kurulmuş. Bu dağlardan kuzey taraftaki üzerine Amasya Kalesi kurulmuş ve şehre girer girmez gözünüze çarpıyor. Acaba şehir kaleden nasıl görünüyor diye düşünüp göreceğimiz manzarayı merak ediyor ve ilk olarak kaleye çıkmaya karar veriyoruz. Çıkış yolunu bulmakta biraz zorlansak da merkezden 5-10 dakikalık bir yolculuk sonrası kaleye varıyoruz. Şunu hemen belirtmekte fayda var; kale yolu arabasız yürüyerek çıkılacak bir yol değil. Arabasız geldiyseniz şehirden giden minibüs var mı araştırmak ya da taksiyle gitmek gerekebilir.
 
Amasya Kalesi’nin üzerinde bulunduğu dağın isminin Harşena Dağı olduğunu öğreniyoruz. Kalenin kuruluşu da MÖ.3200 yıllarına kadar gidiyor. Şehri savunmaya çok elverişli bir yer olduğundan ilk çağlardan bu yana tüm medeniyetler kurulan bu kaleyi kullanmış ve eklemeler yapmış. Pontuslardan, Romalılardan ve tabi Osmanlılar’dan izler bulunuyor kalede. Surların içinde gözetleme kuleleri, su sarnıcı ve kazı alanları görülebiliyor. Ama açıkçası en etkileyici olan şehir ve çevresinin manzarasını birçok açıdan tüm çıplaklığıyla görebilmek…
 
Amasya Kalesi

Kerme Ottoman Palace Otel - AKYAKA

Bayram tatili için gittiğimiz şirin mi şirin Akyaka'da doluluk nedeniyle yer  bulabildiğimiz tek otel olması özelliği ile Kerme Ottoman Palace ile tanıştık. Ve içeriye girdiğimizde iyiki de heryer doluymuş dedik:) 
Otel, yöreye has mimarisi (çift katlı beyaz badanalı) ile Azmak nehri kenarında konumlanmış ağaçlarla çevrili yemyeşil huzurlu ve gürültüden uzak dinlendirici bir atmosfere sahip. Çift kapılı ahşap kapıdan eğilerek girdiğinizde otelin girişinde farklı organik sabunların kokusu karşılıyor sizi. Otelin girişinde ;çiniden, kanaviçeye, el yapımı sabundan, minik ahşap süslere kadar satın alabileceğiniz yöresel hediyeler bulunuyor. Katlardaki kanaviçe tablolar ayrı hoşluk katmış.
 
alt
 

Akka Alinda ve Akka Claros - Kiriş - Kemer - Antalya

5 yıl önce Beldibi Akka Antedon'dan sonra ilk kez Akka Otelleri'ne gittik.
Akka Antedon, Alinda ve Claros'dan bir tık yukarıda. Booking.com'dan fiyatları karşılaştırarak da anlayabilirsiniz.
Akka Alinda ve Akka Claros ki ileride bunların Akka'larını atarak yazıcam, Antalya tarafından gelenler için Kemer'den hemen sonra Kiriş'de.
 

Sayfa 6 / 17