e-Yazi

Facebook ile Abone Ol

Facebook'da Tavsiye Et

Milano Heykel Mezarlığı

Merhaba,
 
Ben deyim milattan 60000 yıl, siz deyin 80000 yıl önce.
Irak’da Shanidar mağarası.
Bir Neandertal insanı ölüyor.
Hısım akrabaları gömüyorlar toprağa.
Niye bilinmiyor ki aslında yas tutmak için olduğu belli, ölünün yattığı yere bir avuç çiçek bırakıyorlar.
(http://en.wikipedia.org/wiki/Shanidar_Cave adresindeki makaleye göre polen analizinden çıkan sonuç böyle diyor).
Vücudu yanıbaşlarında ama kendisi nereye gitti bilen yok.
Dinlerin bize anlattıkları olmasa, bunca yıl geçti hala nereye gittilerini bilen yok aslında.
 
Mezar fikri de, bu bilinmezlikle yaşamak yerine, “toprak altındakiler bir yere gitmedi işte burada” demek için çıkmıştır heralde.
Belki de beraber yaşamaya doyamamanın verdiği hüzün yüzünden cansız bedene ödül verme isteğinden çıkmıştır.
Sebebi ne olursa olsun, insanlar ölülerinin ardından yas tutmak dışında bir şeyler yapıyor.
Her bir ölüye bir nirengi bırakıyorlar.
Ama büyük ama küçük.
Bir ufak taş parçası ya da Taç Mahal, ya da bir Mısır Piramiti.
Ya da…
Milano’da “Cimitero Monumentale di Milano” mezarlığındaki tüm heykeller…
 
MİLANO
Milano, İtalya’da.


İtalya’nın kuzeyinde Lombardiya Bölgesi’nde.
Dünyanın en önemli finans ve ticaret merkezlerinden biri .
İtalya'nın en zengin kenti.
Tüm dünyada, İtalya'nın moda ve refah kenti olarak tanınıyor.
Ülkenin başlıca sanayi merkezi.
Bu yüzden varlıklı birçok aileyi barındırıyor.
Ve aileler ölülerini Milano kenti sınırlarındaki heykel bezeli mezarlığa gömüyor.
 
MİLANO HEYKEL MEZARLIĞI
Milano Heykel Mezarlığı, Mimar Carlo Maciachini (1818-1899) tarafından tasarlanmış.
Kentin birçok yerinde dağınık duran mezarları tek bir alanda toplaması düşünülmüş.
1866 yılında açıldığından beri klasik ve çağdaş İtalyan heykelleri ile Yunan mabetleri, dikilitaşlar ve sütunların ufaltılmış kopyalarını barındıran bir yer olmuş.
Mezarların çoğu dünyaca ünlü markaların sahiplerinin ve sanayicilerin ailelerine ait.
Mezarlıkta katolik olmayanlar ve yahudiler için de bölümler var.
 
 
Mezarlığa giriş, içerisinde şehrin ve ülkenin ileri gelen kişilerinin mezarlarını barındıran ve geniş bir koridoru olan Famedio binasından.
 
 
Bina içerisinde, geniş koridorda duvarlarda 10cm*10cm büyüklüğünde ve Famedio’nun ana girişinde iç cephelerde 1m*1,5m boyutunda mezar bölümleri var. Ön cephedeki nispeten büyük bölümler ünlü kişilere ait.
 
 
 
Yakılmadan bir insan bedeninin yukarıda fotoğraftaki sağlı sollu küçük kare bölümlere sığması imkansız gibi duruyor. Hristiyanlıkta ya da yahudilikte ölüm sonrası yakılma gibi bir ritüel olduğunu bilmiyordum. Öğrenmiş oldum.
 
Mezarlık içerisinde kişisel mezarlar olduğu gibi, bazılarının bir kısımları yer altında olmak üzere aileler için anıt mezarlar da var. 1m*1m*1,5m büyüklüğünde bölümler içerisinde aile fertleri yerleştiriliyor. Bu anıt mezarların kapıları kilitli değilse ya da içeride mezarlık ziyaretinde bulunan birileri varsa izin alarak girilebiliyor.
 
 
Tekil mezar taşları dini semboller, ölüm anı, ölünün arkasında tutulan yas ya da ölü hayattayken yaşadığı özel bir anıyı canlandırabiliyor. Antik dönem sembolleri dışında da Türkiye’ye göre müstehcen kaçacak birçok eser var.
 
 
 
Bazı eserler korkutucu da olabiliyor.
Heykeller, tanımadığınız ölü biri sanki yakınınızda ve size bakıyor gibi hissettirebiliyor.
 
 
Adolfo Wildt’in tasarımı olan alttaki eser de buna bir örnek.
 
 


Çok korkunç olmasa da altta kanatlı ve uzun sakallı heykeldeki gibi birçok Azrail tasfiri ile de karşılaşabiliyorsunuz.
 
 
Anıt mezarlar ise modern görünümlü, mısır piramitlerinin ufak kopyaları ya da baştan sona bir tiyatro oyununu anlatır gibi olabiliyor.
 
 
 
 
 
 
 
 
Mezarlık içerisinde adını not almadığım (Wikipeadia’da sanırım adı; Civico Mausoleo Palanti) bir de şapel bulunuyor. Buranın da içerisinde yine 10cm*10cm kutular içerisinde mezarlıklar bulunuyor. Bu mezarların önüne bırakılan çiçekler de çok ilginç duruyor. İhtişamlı heykellerinin yanında bu el kadar mezarlar büyük tezat.
 
 
İtalyanlar ölümü bile güzel sunuyorlar.
Binbir hamurla yoğrulmuş bir kültürü bu şekilde basit özetlemek olmayacak ama yedi cedlerinden beri aynı topraklarda yerleşikler.
Ne persler saldırmış ne moğollar. Her gelen hükümdar şehirleri yıkıp tekrar yaptırmamış.
Bu yüzden yaşadıkları topraklar fetihleri değil, aile yadigarları.
Ve bu yüzden heralde içinde ölüm bile olsa herşeyin güzel olması gerekiyor onlar için.
 
Bir de yörükleri düşünün, göç yolunda ölenlerine iki babayiğidin kaldırabileceğinden daha büyük bir kaya bırakamazlar, mezar niyetine.

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile