e-Yazi

Facebook ile Abone Ol

Facebook'da Tavsiye Et

Londra - 2016

İkinci gelişim bu.
İlk gelişimi yazıya dökebilseydim, British Muzeum, Darvin'in tükanı Natural History Museum, Tate Modern, detaylı Camden Town ve Brighton konusunda birşeyler karalayacaktım olmadı.
E bunlar yoksa ne var?
National Gallery, Imperial War Museum, Victoria & Albert Museum, London Zoo, China Town, Borough Market vs vs.
 
İngiltere'den en çok aklımda kalan alttaki aslında.
Yediğim içitiğim benim olmasın, onu da anlatacağım.
Cider, elma birası da diyebiliriz, armuttan yapılanı da var.
En ünlüsü ve en sık bulunananı bu; Magners.
Çürük elma tadında bira kadar alkollü şahane içecek...
 
 
Londra'ya nederen başlanır?
Tabi ki Londra'nın Kızılay Meydanı, Taksimi, Trafalgar Square.
Meydana bakan bina National Gallery.
Aslanların baktığı yöne bakarsanız Big Ben'i görebilirsiniz.
 
 
National Gallery'e gireceksiniz diyelim, içeri geniş en az 1 saat alır. Baktınız karın aç.
Napacaksın tak, Pret A Manger bulacaksın. Kahveci, içecekçi, sandviççi.
Her köşe başında var hatta havaalanlarında.
Fiyat performans ayarı iyi ayarlanmış mekan.
 
 
 
 
Sandviç ve içeceğinizi National Gallery önündeki merdivende ecnebileri izleyerek bitirebilirsiniz.
Yalnız çorba ve meyve yemeyin diyebilirim, sadece Pret A Manger değil genele de yayabilirim.
Sandviçler 2.5 - 6 pound arası. Domuzla sorunu olanlar için vejeteryan öneririm.
Meyve sadece rengi olan sulu bir madde, ne tadı var ne tuzu, hangi meyve olursa olsun.
Çorbalar da çorba değil, aslında makarna sosu, yanlışlıkla biraz sulu yapmışlar. Bence.
 
 
 
National Gallery tam bir perspektif mekanı.
Nereye kafanızı çevirseniz böyle gel gel diyen bir eser çıkıyor.
Her hol ve koridor sonuna bir ünlü tablo yerleştirmişler.
Müze rehberi olmadan gezmeyin derim.
Müzelerden çok hoşlanmıyorsanız ama dostlar gittiğinizi sansın isterseniz hiç gezmeden, müzedeki hediyelik dükkanına girip bu koridor sonlarındaki ünlü eserlerin hediyelik eşyalarını alıp çıkın.
 
 
Yeri gelmişken söyleyim, Londra'daki tüm ünlü müzeler ÜCRETSİZ.
Yalnız müze planı ya da rehberi isterseniz bağış yaparak bir nüsha alabilirsiniz.
Bağış da zorunlu değil tabi bir kutu var gönlünden geçen atıyor bozuk para.
 
 

Yine muhteşem perspektif, göz önce direk karşıdaki objeye sonra odadaki eserlere gidiyor.

 
 
 
Altta ve üstte orta çağ kilise eserleri de çok ilgimi çekti.
Alttaki aziz de bir arkadaşıma çok benziyodu çekeyim dedim.
 
 
 
Yukarıdaki de bir kahramanın-lordun tam hatırlayamadım bir cini öldürme anı.
 
 
National Gallery balkonu Trafalgar Meydanı ve devamında Thames Nehri'ne kadar giden bir görüntü veriyor.
Sigara içmeseniz de yakın bir tane.
 
 
Hemen bayrakları asın, üstte Londra'daki ünlü Simit Sarayı.
Trafalgar'dan Picadilly Circus, oradan da Leicester Square'e giderken karşılaştık.
 
 
Chinatown da yakınlarda. Burayı detaylı aşağıda devam ederim.
Leicester Square'de çocuklu olun olmayın yaşınız ne olursa olsun M&M Store'a uğrayın.
 
 
Yalnız çocuk ile giderseniz işler zor. Üzerinde m&m karakteri olan emvai çeşit oyuncak, kıyafet, günlük kullanım eşyası ve hediyelik var.
Ürünler muhteşem tasarım ama tabi ki kalitesiz ve pahalı.
 
 
Altta istediğiniz renkte m&m alabileceğiniz silindirler var.
Ucundaki musluk ile poşeti doldurup, tarttırarak ödüyorsunuz.
 
 
 
Leicester Sq önünde sağlı sollu hediyelikçiler ve müzikallere bilet alacağınız mekan var, az gezin durmayın öyle boş boş.
 
 
Peki acıktık, ne yapacaz. China Town bir deneyelim dedik.
Sağlı sollu birbirinden çok da farkı olmayan mekanlara bakındık durduk.
İki de lokal rehberimiz baldız - bacanah :) vardı onların da önerisiyle daldık bir yere.
Beni cezbeden camekanda duran parlak kızıl renkte, baş ve boyunları duran pişmiş ördekler oldu.
 
 
 
 
 
 
Lotus Garden'a girdik. Fiyatlar yukarıda.
Küçük üç katlı bir yapı.
 
Öncelikle Çin geleneksel birası aldık, cam geniş bardaktaki oydu.
Ekşi bol acı çorba, (as always) tatlı ekşi soslu tavuk, bir de unuttum ne olduğunu etli birşeyler istedik ana yemek.
 
 
 
Yanında sebzeli pilav ya da noodle.
Ben Türkiye'de Çin yemeği neden bu kadar pahalı anlamıyorum.
Altı üstü spaghetti'nin incesi noodlea server ödenen bir sürü yer var, neyse.
 
 
 
Gelelim benim yemeğime; yarım pekin ördeği.
Karides cipsi ile tabakta geliyor.
Yanında lavaştan ince biraz krepe benzer ince ekmek, yeşil soğan ve salatalık.
 
 
Alttaki gibi dürüm yapıp yeniyor diye biliyorum, bolca video izlemiştim, hatta uzak doğuda afilli yerlerde şef kendi eliyle yapıp bu dürümü.
 
 
 
Bir kez daha uyarımı yapayım. Türk parasına çevirmeyin!
Fiyat 4 kişi tıka basa yemek, alkoller dahil ve tabi en pahalısı ördek dahil 89 pound.
Türkiye'de bu ayarda bir yerde alkollerler 100 tl altı imkansız oğlu imkansız.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile